11 Ocak 2009 Pazar

Yabanda


“İki yıl boyunca toprakta yürüdü.
Telefon yok, bilardo yok, evcil hayvanlar yok, sigara yok. Özgürlüğün son hali. Bir radikal. Evi yol olan estetik bir yolcu. Atlanta'dan kaçtı. Geri dönemeyeceksin, çünkü “Batı en iyisi.” Ve şimdi, iki yıllık avarelikten sonra, nihai ve en büyük macerada sıra. İçteki yanlışı öldürmek ve ruhsal hacı muzafferane kapatmak için gereken nihai çarpışma. On gün ve gece süren yük trenleri ve otostop onu Büyük Beyaz Kuzey'e getirdi. Kaçtığı uygarlıktan artık zehirlenmeyecek, ve yabanda kaybolmak için tek başına diyarda yürüyecek.”

Alexander Supertramp – Mayıs 1992

[Bkz. Beslenme Kılavuzu]

10 Ocak 2009 Cumartesi

Bob Dylan - Birisine Hizmet Etmek Zorundasın


Elçisi olabilirsin İngiltere'nin ya da Fransa'nın
Müptelası olabilirsin kumarın ya da heveslisi dansın
Ağırsiklet boks şampiyonu bile olabilirsin dünyanın
Uzun inci kolyelerinle parçası olabilirsin kaymak tabakasının

Ama birisine hizmet etmek zorundasın, evet aslında
Birisine hizmet etmek zorundasın,
Yani, şeytana da olabilir Tanrıya da olabilir
Ama birisine hizmet etmek zorundasın

Sahnede hoplayıp zıplayan bir müzik aşığı olabilirsin
Emrinde uyuşturuculara, kafesinde kadınlara sahip olabilirsin
İş adamı da olabilirsin deneyimli bir hırsız da olabilirsin
Sana Doktor desinler ya da Şef olabilirsin

Ama birisine hizmet etmek zorundasın, evet aslında
Birisine hizmet etmek zorundasın,
Yani, şeytana da olabilir Tanrıya da olabilir
Ama birisine hizmet etmek zorundasın

Bir korucu olabilirsin ya da Jöntürk olabilirsin,
Büyük bir televizyon kanalının patronu olabilirsin,
Zengin ya da yoksul olabilirsin, kör ya da sığ olabilirsin,
Başka bir adla başka bir ülkede yaşıyor olabilisin

Ama birisine hizmet etmek zorundasın, evet aslında
Birisine hizmet etmek zorundasın,
Yani, şeytana da olabilir Tanrıya da olabilir
Ama birisine hizmet etmek zorundasın

Bir inşaatta çalışan bir amele olabilirsin,
Bir malikanede yaşayabilirsin ya da bir spor salonuna sığınmışsın
Kendi silahların olabilir ve hatta kendi tankların
Birisinin ev sahibi olabilirsin, hatta bankalarının

Ama birisine hizmet etmek zorundasın, evet aslında
Birisine hizmet etmek zorundasın,
Yani, şeytana da olabilir Tanrıya da olabilir
Ama birisine hizmet etmek zorundasın

Ruhsal gururunun imamı olabilirsin,
Kendi çıkarına rüşvet alan belediye çalışanı olabilirsin,
Bir berberde çalışıyorsundur ve saç kesmeyi bilirsin
Birisinin sevgilisisindir ya da mirasyedisin

Ama birisine hizmet etmek zorundasın, evet aslında
Birisine hizmet etmek zorundasın,
Yani, şeytana da olabilir Tanrıya da olabilir
Ama birisine hizmet etmek zorundasın

Pamuklu giymeyi sevebilirsin ya da ipekten elbiselisin
Viski içmeyi sevebilirsin ya da süt içersin
Havyar yemeyi sevebilirsin ya da ekmek yiyeceksin
Yerde yatıyor olabilirsin ya da krallara layık yatakta uyuyabilirsin

Ama birisine hizmet etmek zorundasın, evet aslında
Birisine hizmet etmek zorundasın,
Yani, şeytana da olabilir Tanrıya da olabilir
Ama birisine hizmet etmek zorundasın

Bana Terry diyebilirsin, bana Timmy diyebilirsin,
Bana Bobby diyebilirsin, bana Zimmy diyebilirsin
Bana R.J. diyebilirsin, bana Ray diyebilirsin,
Bana istediğini diyebilirsin ama ne dersen de fark etmezsin

Ama birisine hizmet etmek zorundasın, evet aslında
Birisine hizmet etmek zorundasın,
Yani, şeytana da olabilir Tanrıya da olabilir
Ama birisine hizmet etmek zorundasın

[Bob Dylan'ın Gotta Serve Somebody adlı parçasının kendimce çevirisi. The Sopranos dizisinin müzik albümünden dinledim gün boyunca.]

Çakıl Taşları


Sonsuzluk diyebilir miyiz, zamanın dalgalarıyla yavaş yavaş ufalanan hayatlarımızın kumsalına? Orada, taşların üzerinde böylesi cümleler kazılı aslında. Her birini avucumuza aldığımızda, hiçbilmediğimiz bir yaz(g)ının fırlayacağının farkınayız, hayal meyal. Uzakta bir isyanın, bir mahkumun demir yığınına, buz gibi çelik kalplere fırlatacağı kaldırım taşında da, şurada ayaklarımızın gömüldüğü sıcak kumun içinde saklanan çakılda da, eğer iyice bakarsanız görebileceğiniz harfler, insanın gözünde yansıyabilir. Ne kadar boşluktan çıkarmış olursak olalım, kurtarabildiğimizle inşa ediyoruz işte hayatımızı. Oradan bir avuç taş alıp, burada sözlerimizle, belli ki gelişigüzel, ama güzel, anlamlar yontuyoruz işte. Biri yakalar anı, bir başkası yakalanmış anı ifade etmeye çalışır, ikisi de apayrı. Maksat, bir anlığına bir görüntüye takılanın da fark etmesi, her birimizin zaman okyanusunda seken çakıl taşları olduğunu.

[Nihan'a ait olan bu fotoğrafı ve daha fazlasını Flickr'da, Trescondit profilinde bulabilirsiniz. Bana dur diyene kadar Nihan'dan fotoğraflara bakmaya ve gördüklerimi, alakalı alakasız, burada yorumlamaya devam edeceğim. Belki zaman içinde başka fotoğrafçıların merceklerinden de yararlanırım, bilinir mi?]