21 Ağustos 2026 Cuma

Üç noktalı yanık zamanlar...


Her nedendir bulamadım hâlâ, bazı günler her şey çok fazla geliyor, çok kalabalık, çok üst üste... En ufak bir detayın anlamlı olduğu milyon parçalık puzzle cinsinden redaksiyonlar, mizanpajlar yaparken hele... İçimdeki piromanyak kaşınıyor böylesi günlerde, müebbetinden bir anlığına çıksa kimbilir ne yakar...

Yattığımda zihnimde imgeler, ifadeler, detaylar dönüp duruyor ve sık sık sıçrıyorum uykumdan, kimseyi dövememişim, hiçbir şeyden kurtulamamışım, hiçbir meseleyi çözememişim, tekrar dalıyorum...

Dön baba dönelim kâbuslar, tekrarlayan yıldönümleri, kayıpların çoğalması, yaşın artması, sinirlerin iyice laçka olması...

Ağustosun ikinci yarısı üç noktalı yanık zamanlardan...

12 Ağustos 2026 Çarşamba

Hayat – poligondur.


“А мир вовсе не театр... Мир – это тир. И люди в нем не актеры, а мишени…”

“Hayat sahne değildir… Hayat – poligondur. Üzerindekiler de oyuncular değil, hedeflerdir…”

Viktor Pelevin’in Transhumanism A.Ş. olarak çevrilebilecek son dönem romanlarından birinden…

4 Ağustos 2026 Salı

Glen Hansard göçtüğünde... ruhuyla beraber biz sevenlerinin de ruhu kanatlandı...


Duyduğumda çok üzüldüm. Çok severdim, ama ondan üzülmedim. Hayatının en verimli döneminde öldü, ondan üzüldüm bir ölçüde. Ama sonra üzüntüm daha da arttı, hayatı boyunca dokunduğu herkesin ona karşı sevgisinden, dinlediğim her parçasına serpiştirdiği duygular, coşkular ve hüzünlerden. Bugün de cenaze töreninde gördüklerimden tutamadım kendimi, ağladım da ağladım. Bu aralar ağlağım da... Dost bir meslektaşının ve müzikal eşinin şarkısını törende söylediği anlar çok çarpıcıydı.

Neye bu kadar etkilendiğimi ve ağladığımı düşününce bu çağda insanların aramızdan ayrılışının sonrasında onlara nasıl veda ettiğimiz konusuna geldim sanırım. Yaşamdan sonra sevdiklerimizi bile bir görev bilinciyle gönderiyoruz, bizim için önem taşıyan insanları bile buruk yorumluyoruz, hayatta bunca ölüme rağmen gerçekten ölene ve ölenin hayatına yer açmıyoruz. Ölenin güzellikleri yerine ölenin çirkinlikleri üzerinden yorumlar olduk hayatı, nasıl olsa hayatı da iyilikler yerine kötülükler üzerinden yorumluyoruz ya...

Glen Hansard, yaşarken de yaptığı müziklerle, bildiğimiz detaylarıyla, pirüpak olmasını gerektirmeden, sadece var olarak, kendince güzel yaşamaya çalışarak ardında bıraktığı izle tarihime önemini büyütmüş olarak yerleşti, bir kere daha...

Belki de tutamadığım sayısız yasın gözyaşları da bu aralar dökülüyordur bu güzel adamın göçmesinin vesilesiyle...

Ruhun şad olsun...