30 Ağustos 2026 Pazar

Yeti yitimi...


Yeti yitimi… Maharet kaybı… Bir zamanlar yapabildiklerimi şimdi yapamadığımı düşünüyorum. Çaktırmamaya çalışıyorum. Denersem yine yapabildiğimi gördüğüm oluyor ama artık normal şartlarda içimdeki duygu yapamayacağım yönünde. Denemekten çekinmeye başlıyorum böylece. Zorlasam olacak, hatta zorlamasam bile olacak belki, ama durup düşündüğümde çok zor görünüyor, hatta bir zamanlar nasıl olup da yapmışım diye şaşırıyorum. Yaş almaktan mı? Belki… Orta yaş döngüsünün kimbilir hangi noktasındayım, döner miyim bu dönemeci, emin de değilim.

21 Ağustos 2026 Cuma

Üç noktalı yanık zamanlar...


Her nedendir bulamadım hâlâ, bazı günler her şey çok fazla geliyor, çok kalabalık, çok üst üste... En ufak bir detayın anlamlı olduğu milyon parçalık puzzle cinsinden redaksiyonlar, mizanpajlar yaparken hele... İçimdeki piromanyak kaşınıyor böylesi günlerde, müebbetinden bir anlığına çıksa kimbilir ne yakar...

Yattığımda zihnimde imgeler, ifadeler, detaylar dönüp duruyor ve sık sık sıçrıyorum uykumdan, kimseyi dövememişim, hiçbir şeyden kurtulamamışım, hiçbir meseleyi çözememişim, tekrar dalıyorum...

Dön baba dönelim kâbuslar, tekrarlayan yıldönümleri, kayıpların çoğalması, yaşın artması, sinirlerin iyice laçka olması...

Ağustosun ikinci yarısı üç noktalı yanık zamanlardan...

12 Ağustos 2026 Çarşamba

Hayat – poligondur.


“А мир вовсе не театр... Мир – это тир. И люди в нем не актеры, а мишени…”

“Hayat sahne değildir… Hayat – poligondur. Üzerindekiler de oyuncular değil, hedeflerdir…”

Viktor Pelevin’in Transhumanism A.Ş. olarak çevrilebilecek son dönem romanlarından birinden…