1 Kasım 2026 Pazar

Yazıya inanıyorum.

Yazıya inanıyorum. Meselem yazıyla. Yazarak düşünmek, anlatmak, anlamaya, anlaşmaya çalışmak. Yazarak yaşamak, oynamak, işlemek, varolmak. Yazının yerine konuşmanın almasını, gündelik hayatta bir nebze makul görürken, yayında pek sevmiyorum. Yazının atlanabilir olmasına bayılıyorum, istediğim yerden okumayı, istediğim sırayla okumayı ve hatta okumamayı seviyorum. Konuşmalar öyle değil. İster ses kaydı olsun isterse de görüntü kaydı, hatta konferansa veya derse bizzat katılayım, iki kişinin ötesine geçen tüm konuşma gösterileri bir ölçüde usanç yaratıyor bende. Aynı programların, gösterilerin, yapımların yazılı versiyonlarını görmeyi, okumayı, irdelemeyi tercih ediyorum her seferinde.

Yeniden yazımı ortaya çıkarmanın yeni planlarını yapmaya devam ediyorum. Kolay değil, hiçbir zaman kolay değildi, birden niye kolay olsun.

24 Eylül 2026 Perşembe

Uzun Sürmüş Bir Aritminin Düzeni


Kalbimin elektrik aksamıyla ilgili doğuştan özel durumu kardiyoloji uzmanı doktorum Fatih Bey tarafından küçük bir operasyonla düzeltildi. Gerçi henüz nekahet dönemindeyim ve kontrolüme bir hafta var ama inşallah iyileştikten sonra kısa devreler biter de ilaç kullanmadan kendi ritmimi koruyabilirim. İnsanın ritmi önemli, kalbin ritmi önemli, hayatın ritmi önemli. Ritmi aksatmak çok yıpratıcı sonuçlar yaratabiliyor, her şeyi birbirine katabiliyor. Uzun sürmüş bir aritminin düzeni başlar umarım.

30 Ağustos 2026 Pazar

Yeti yitimi...


Yeti yitimi… Maharet kaybı… Bir zamanlar yapabildiklerimi şimdi yapamadığımı düşünüyorum. Çaktırmamaya çalışıyorum. Denersem yine yapabildiğimi gördüğüm oluyor ama artık normal şartlarda içimdeki duygu yapamayacağım yönünde. Denemekten çekinmeye başlıyorum böylece. Zorlasam olacak, hatta zorlamasam bile olacak belki, ama durup düşündüğümde çok zor görünüyor, hatta bir zamanlar nasıl olup da yapmışım diye şaşırıyorum. Yaş almaktan mı? Belki… Orta yaş döngüsünün kimbilir hangi noktasındayım, döner miyim bu dönemeci, emin de değilim.