Okur Musunuz?
Yazıları, kitapları, dergileri, gazeteleri, fotoğrafları, resimleri, filmleri, müzikleri, sanatı, insanları, hayvanları, davranışları, duyguları, zihinleri, rüyaları, hayatı...
3 Temmuz 2026 Cuma
Komedyene Ceza: Zulmün Tarihi'ne ince bir ek
Günün kasvet puanı yüksek. Komedyeni kıstırıp ceza verdiklerinde bize de ceza verdiklerinden, artık içleri rahatlayacak mı, bir sonraki sefere kadar? Bir kere daha tüm özgürlük olasılıklarının çoktan ortadan kaldırıldığını, bir kere daha bizlerin de ilk fırsatta ortadan kaldırılacağını hatırlattılar. Ceketliler, kravatlılar, eli hukuk tutanlar, elleri kelepçeleyenler, eli silah tutanlar, idarenin koltuklarına oturanlar, toplumun kesimlerini güdenler. Bir süredir içinde boğulduğumuz komedyanın şimdiki bölümünde komedyenle birlikte hepimiz tutuklandık, bir kere daha. Üstelik tam da "kutsallarımız için yakarız" bölümünün yıl dönümüne getirilen bir prodüksiyonla. Bir kere daha anladık, burası bizi öldürenlerin ülkesi. Altını bu kadar kalın çizmeniz gerekir miydi ağalar? Bu korkuluk prodüksiyonlarına hâlâ ihtiyaç duyuyor musunuz? Bir toplumu teslim alma mücadeleniz daha ne kadar sürecek? Fethidaiminiz nereye kadar yayılacak? Kaç yıl önce yayına hazırladığım Zulmün Tarihi kitabının incecik bir bölümü daha bugün yazıldı.
8 Haziran 2026 Pazartesi
19.02.2026, 15:05.
Tütünçiftlik’te. Babaannesi var evde sadece. Mutfakta. Çocuk ise bahçede. Taşların ötesindeki denize bakıyor. Taşların üzerindeki salyangozlara bakıyor. Taşların üzerine çıkıyor. Uzun otların arasında dolaşıyor. Boş havuza bakıyor, içine atlasa çıkabilir mi diye düşünüyor. Denizdeki gemilere bakıyor. Henüz okuyamıyor. Ama bakmayı ve hayal etmeyi çok seviyor.
5 Haziran 2026 Cuma
18.02.2026, 00:40.
İnsomniya notları. Uyuyamadığımda oyun oynar gibi yazdıklarım. Bilincimi kapatmamı engelleyen kahvenin bünyeden çıkmasını bilincimi yazarak tüketerek mümkün kılmaya uğraşıyorum.
Medyacılık oyunlarını ciddiye aldım. Sanki tam teşekküllü bir medya kurumunda ciddi işler yaptım sandım. Halbuki kafası zamanından önce kocaman olmuş, bilmiş bir çocuk kaldım. Bütün bu saçmalıkları uykumdan çalıp yazdım.
İnsomniya Efendi derdi Uzun İhsan Efendi geceleri yatağından dirilen karanlık ikizine. Yaşanacakları yazdığını rivayet ederdi. Her sabah masasında rast geldiği notlara göre tanzim ederdi gündelik devinimlerini.
Bu çağ hepimizin aynı anda kaleme geldiği çağ. Romantiklerden modernlere, realistlerden gotiklere, fantastiklerden postmodernlere, köy, taşra, metropol demeden her yerden taşan, kadın, erkek, hünsa demeden yazan, sağcı, solcu, popçu, topçu olup olmadığını ayırt etmeyen, ağzı olduğu için açıp dili olduğu için konuşanlar gibi cihazı olduğu için yazanlarla doldurduk ortalığı.
Birbirimizi okuyup okumamamız o kadar da mühim değil. Yazdıklarımızı makineler okuyup yeniden yazacaklar. Makinelere üfleyen kuşak olacağız. Bizim yazıp bıraktıklarımızla gelecek kuşakları okutup büyütecek makineler.
Kâğıtlara yazarak saklanıyorum. Ama sonra saatlerimi makineye aktararak geçiriyorum günlerce. Bazı geceler işte böyle yazı nöbetlerine tutuluyorum.


