19 Ekim 2009 Pazartesi

Haberiniz var mıydı, Paul Auster Invisible'den?



Sanırım son romanlarındaki -kanımca- özensizliğin etkisiyle peşini kovalamaktan bıkmıştım. Önce Yazı Odasında Yolculuklar, sonra da Karanlıktaki Adam, hatta bir zamanların Kehanet Gecesi, hep tasarıyla ortaya çıkan arasındaki metnin kopukluklarını bir şekilde Austerian diyebileceğimiz bir üslupla kapatarak paketlenmiş romanlar olarak gördüğüm yapıtlardır. İçlerinde yer yer iyi fikirler, güzel anlatımlar, samimi itiraflar bulunsa bile bir Ay Sarayı, Yanılsamalar Kitabı ya da Brooklyn Çılgınları değillerdir. Galiba bu nedenle bugün Suadiye Remzi Kitabevi'nde apansızın karşılaştığım yeni kitabı Invisible'i ilkbakışta almamayı başardım. Hardcover çılgınlığının geçmesini, en azından paperback'inin gelmesini bekleyeceğimi umuyorum, ancak yine de ecnebi satış kanallarındaki övgülerine kanabilirim. Lütfen biri bana Paul Auster etrafında koparılan gürültünün edebiyat ajanının veya yayınevlerinin çabası olduğunu sık sık hatırlatsın, yoksa bir zamanlar çok sevdiğim bu yazara yeniden kapılma eğilimi gösteriyorum.

[Yerine Will Self'ten bir roman aldım, iyi mi yaptım bilemiyorum, kendisiyle uzun zamandır tanışmak istememe rağmen -Nihan'ın Gül ve Budak'ı bana anlatmasından beri- erteliyordum bu tanışmayı, kırmak istedim inadı. Alternatiflerim Sara Gruen'in, sonradan İnkılap'tan Filler İçin Su adıyla türkçeye kazandırıldığını öğrendiğim, Water For Elephants'ı ile Hanif Kureishi'nin şimdilik son romanı Something To Tell You'nun paperback'i idi. Ha bir de bir Jonathan Frenzen kitabı da vardı, ama Frenzen'le de tanışmayı hep ertelemiştim, gene erteledim.

Bir de karşıma hâlâ sevdiğim bir yazarın, misal Haruki Murakami'nin, yayımlandığından bihaber olduğum -mümkünse bu tabii- bir kitabı çıkmış olsaydı, iki elim dolu olsa bile (kanda denir ya, çok kanlı geldi o tabir) gözümü kırpmadan alırdım. Murakami Auster'ı tahtından etmiş durumda yani.]

***

Ekleme [25 Ekim 2009 Pazar düzeltilmiş saatle 14:10]: Doğum günlerinde ve benzer özel günlerde işleyen hediye ekonomisinden istifade ederek Invisible'i edindim. Cenk Tanaydın sağolsun. Bunun sonucu önümüzdeki günlerde etraflıca bir Paul Auster metnine girişmek olabilir. Kitaplarının büyük bir kısmını beğenerek okuduğum Paul Auster'ın son zamanlarda romanlarını savsaklayıp savsaklamadığı meselesini kendimce aydınlatmak istiyorum ne de olsa.]

3 yorum:

timucin dedi ki...

Savsaklamak yorumu ilginc olmus. Invisible muthis bir kitap, inanilmaz bir kurgu... Ve sonda gelen kallavi tokat. Auster cok oyuncu bir roman yaratmis, insani icine saran, uyusturan, rahatlatan, kandiran bir metin. Sonu o yuzden cok etkileyici, sadece dugumun cozulmesiyle ilgili degil, daha cok nasil cozulduguyle ilgili. Klasiklesecek bir roman olmus diyebilirim...

Littledumblonde dedi ki...

Kurgusunu müthiş buldum, dilini ise diğerlerinden daha sade. Kimileri kitabın bu kadar abartılmasını doğru bulmasa da ben de abartıyorum, yılın en iyi kitaplarından biri olabilir...

sevda dedi ki...

henüz bitirmedim, ortalarındayım ama ilginç buldum. yazarın okuduğum ilk kitabı ama beğendim diyebilirim.