Duyduğumda çok üzüldüm. Çok severdim, ama ondan üzülmedim. Hayatının en verimli döneminde öldü, ondan üzüldüm bir ölçüde. Ama sonra üzüntüm daha da arttı, hayatı boyunca dokunduğu herkesin ona karşı sevgisinden, dinlediğim her parçasına serpiştirdiği duygular, coşkular ve hüzünlerden. Bugün de cenaze töreninde gördüklerimden tutamadım kendimi, ağladım da ağladım. Bu aralar ağlağım da... Dost bir meslektaşının ve müzikal eşinin şarkısını törende söylediği anlar çok çarpıcıydı.
Neye bu kadar etkilendiğimi ve ağladığımı düşününce bu çağda insanların aramızdan ayrılışının sonrasında onlara nasıl veda ettiğimiz konusuna geldim sanırım. Yaşamdan sonra sevdiklerimizi bile bir görev bilinciyle gönderiyoruz, bizim için önem taşıyan insanları bile buruk yorumluyoruz, hayatta bunca ölüme rağmen gerçekten ölene ve ölenin hayatına yer açmıyoruz. Ölenin güzellikleri yerine ölenin çirkinlikleri üzerinden yorumlar olduk hayatı, nasıl olsa hayatı da iyilikler yerine kötülükler üzerinden yorumluyoruz ya...
Glen Hansard, yaşarken de yaptığı müziklerle, bildiğimiz detaylarıyla, pirüpak olmasını gerektirmeden, sadece var olarak, kendince güzel yaşamaya çalışarak ardında bıraktığı izle tarihime önemini büyütmüş olarak yerleşti, bir kere daha...
Belki de tutamadığım sayısız yasın gözyaşları da bu aralar dökülüyordur bu güzel adamın göçmesinin vesilesiyle...
Ruhun şad olsun...

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder